+ - Sanayi, Tarımın Alternatifi Değildir
  Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
03 Ekim 2022 Pazartesi
22 °C Çoğunlukla açık
Yılmaz Ekinci
yekinci07@hotmail.com

Sanayi, Tarımın Alternatifi Değildir

03 MAYIS 2022 SALI 13:22
10
7597
1
AA aa

Türkiye'de maalesef uzun yıllar yanlış sanayileşme ve şehirleşme baskısı sonucu sanayi, hep tarımın alternatifi olarak görülmüştür. Yasal boyut her ne kadar bu yönde olmasa bile, uygulamalar hep bu mahalde cereyan etmiştir. Pandemi süreci, Rusya –Ukrayna savaşı ile birlikte tarım, tekrar stratejik bir konuma gelmiş ve ülkeler gıda kontrolü alanında ciddi tedbirler almaya başlamışlardır.

İnsanlık tarihinde önemli teknolojik gelişmeler, tarımsal gelişmelerin bir neticesi olarak ortaya çıkmıştır.

Tarımda makineleşme hamleleri sanayinin gelişmesini tetiklemiştir.

Bütün sanayileşmiş ülkeler, tarımsal gelişmeyle birlikte gelişmişlerdir.

Tarım, tarihin her döneminde en önemli stratejik silah olmuştur.

İstisnasız bütün krallıklar, imparatorluk ve gelişmiş ülkeler bir planlama doğrultusunda tarımı sübvanse ederek ve gıda kontrolünü sağlayarak hinterlandında bir güç olmaya çabalamışlardır.

Tarımda arz ve talep kesişmesine baktığımızda; serbest piyasa mantığının pek işlemediğini ve kamusal planlamanın ağır bastığını görüyoruz.  Nerede ise tüm gelişmiş ülkeler, adeta tarımda bir nevi sosyalist ekonomi modeli planlayıp uyguladıklarını görüyoruz. Tarımda en sosyalist ülke ise Amerika Birleşik Devletleri'dir. Hangi ürünün ne kadar üretileceğini,  ne kadar stoklayacağını ve hangi birim fiyatla satılacağı bilgisi ve kontrolüne sahiptir.

Ülkemizde tarımsal faaliyetlerle ilgili ciddi bir planlama olmadığı için tarım hep üvey evlat muamelesi görmüştür.

Tarımda kalıcı bir sistem kurmayıp, yöneticileri değiştirerek tarımın gelişeceğini düşünüyoruz. Ne yazık ki yöneticilerin değiştirerek bazı şeylerin değişmediğini deneyimleyerek tarımda hep geriliyoruz. Başka bir tabir ile tarımda amaçlanan ne varsa hiçbir şey gerçekleşmiyor ve amaçlanmayan ne varsa o gerçekleşiyor !..

Bilinen bir realitedir; bir ülkenin makroekonomik politikalarının yapısı üretimin bütün aşamalarını belirler. Mikro bir düzenleme ile bir ülkede istikrar sağlanmaz. Makro hedefler mikro hedefleri belirler. Onun için fiyat istikrarının olmadığı yerde ticaret, ticaretin olmadığı yerde üretim ve üretimin olmadığı yerde kalkınma olmaz.

Başka bir değişle, bir ülkede sektörlerin GSMH'dan aldıkları pay veya pasta dağılımındaki oranlarının miktarı o ülkenin istikrarını belirler.

Genelde gelişmiş olan ülkelerde gayrisafi hasıla içinde sanayinin payı genellikle % 30 civarındadır. Bu oranı geçtiği anda otomatik olarak sanayinin payı düşmeye başlar ve hizmet sektörü ön plana çıkar.

Hizmet sektörünün geliştiği yerde refahın artışı olur ve bununla birlikte gıda fiyatları da doğrudan bir artışa geçer.

Bir ülkede şayet gıda fiyatları, genel fiyatlar üzerinde artıyorsa, orada tarımın gerilediği ve insanların yeterince beslenemediklerinin bir göstergesidir.

Ayrıca bir ülkede üretici birim fiyatları, maliyetlerin altında ise orada artık kimse bir şeyler ekmez veya üretmek istemez.

Ülkemizde artık tarımda “reform” değil, “devrim” niteliğinde bir dönüşüme ihtiyacımız vardır.

Yapılması gerekenlere baktığımızda;

  • -Tarımsal alanların havza bazında planlanması ve her türlü imara kapatılması,
  • -Mülkiyet hakkı ve toprak hukuku yeniden çağın koşullarına göre belirlenmeli ve özel mülkiyetten ziyade “kullanım hakkı”nın öncelenmesi,
  • -Hayvancılığın gelişmesi için geniş meraların ve çiftliklerin destek kapsamına alınması,
  • -Bitkisel ürünlerle meyvecilik birbirlerinden havza bazında ayrılmalı. Çünkü farklı kullanılan ilaçlar söz konusudur. Bunlar bitkilerin ve diğer faydalı canlıların ölmesine neden olmakta ve böylece verimsizlik ve hastalık peyda olmakta,
  • -Gıda ürünlerinde üretici ile tüketici arasında dengeyi sağlayacak şekilde( bütün şehirlerde özellikle temel ihtiyaçlar için şeker, yağ, et, süt ürünleri) sübvanse edilerek yeni bir market tipine geçilmeli,
  • -Gıda sektöründe alıcı ve tüketici talebini belirleyecek kadar büyük kartel oluşumlara izin verilmemeli ve belli bazı standartlar, yasal zorunluluklar getirilmeli,
  • -Tarımsal lojistik hizmetler destek kapsamına alınmalı,
  • -Tarımsal alanlarda sadece tarımsal ürünlerle ilgili antrepo ve soğuk hava depolarının yapılmasına müsaade edilmeli,20 dönümden aşağı olan yerlere asla yapı izni verilmemeli ve bununla ilgili açık ve net bir yönetmelik çıkarılmalı,
  • -Gıda güvenliğinin sağlanması için üretimden raf sistemine kadar yurtiçi ve yurtdışı denetimlerin sağlanması için yeni bir idari birimin oluşturulmalı,
  • -Şehirlerin periferinde mutlaka hobi amaçlı kiralama metodu ile merkezi ve yerel birimler tarafında hobi bahçeleri oluşturulmalı ve destek kapsamına alınmalıdır. Bununla ilgili yönetmelik acilen çıkarılmalıdır,
  • -Su havzaları mutlaka korunmalı ve tarımsal sulama sistemleri tümüyle değişmeli,
  • -Tarımsal araziler ivedilikle yeniden düzenlenmeli ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğü işlevsel bir kimliğe kavuşturulmalı ve beş yıl içinde Türkiye'nin bütün tarımsal alanlar düzgün bir şekilde ve sorunsuzca üretime hazır hale getirilmeye çalışılmalıdır,
  • -Kırsal yerleşim birimleri, köy imar planları yapılmalı, ülkemizde artık kentsel dönüşüm planları değil, kırsal dönüşüm projeleri önceliklendirilmeli,
  • -Şehirleşme baskısıyla ovalar asla konuta, sanayiye açılmamalı ve her şehre uygun bir master plan yapılmalı ve belediyeler ona göre hareket edilmelidir,
  • -Doğaya, insana ve diğer canlı ve cansız varlıklara zarar veren uygulamalara karşı ağır kamusal müeyyideler getirilmelidir,
  • - Hayvansal ve tarımsal girdi maliyetleri ( yakıt, gübre, araç, gereç, depolama, ilaç ve benzeri kalemler) mutlaka kamu tarafında sübvanse edilmelidir,
  • - Doğrudan parasal destek yerine; ,ekilen, biçilen ve ortaya çıkan çıkan ürüne göre üreticiye destek verilmelidir,
  • - Tarımda asla ihtiyaç olmadığı müddetçe ithalat özendirilmemeli ve asla zenginleşme aracı olarak görülmemelidir,
  • - Çiftçiye, üreticiye istikrarlı gelir sağlayıcı politikalar üretilmeli,
  • -Gıda enflasyonunu tetikleyen enerji, gübre ve yem girdileri mutlaka bir planlama dahilinde desteklenip teşvik edilmeli,
  • -Tarım ve Orman Genel Müdürlüğü ve ona ilişkili - ilgili birimler yeniden oluşturulmalıdır. Merkez teşkilat sadece strateji, koordinasyon ve denetimle ilgili sorumlu olmalı ve uygulamacı birimler ivedilikle lağvedlip Taşra Teşkilatına dahil edilmelidir.

Tarım asla ihmale gelinmeyecek ve gelinmemesi gereken stratejik bir sektördür. Bu stratejik yapıdan mahrum kalan bir ülkenin egemenliğinin er geç tartışma konusu olacağı unutulmamalıdır.

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_92085)
05 Mayıs 2022 Perşembe 15:37
Bir halkın başına gelebilecek en kotu kuşak sizin kuşak aldı. Cevdet Yılmaz ve .....
Beğendim (0) Beğenmedim (0)Cevapla
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın